4 Haziran 2011 Cumartesi

düş içinde bir düş yaşananlar...
istersen düş olmaz,
bilirsen düşte kaldığını...

Nihal KÜÇÜKDÖNMEZ


25 Mayıs 2011
"Âşık olmak ateşte sonsuz yanıştır... Yandıkça pişer, piştikçe kül olur, küllerinden yeniden doğar, her doğuşta katbekat artan bir yangınla kavrulursun...


04. Haziran 2011 Cumartesi
22:00
"Kim" olduğunu bilmek için ruhuna, "nasıl" olduğunu görmek için gözlerime bak...gerisi teferruat...


03 Haziran 2011 - Cuma

O AN;

3 Mart 2011 Perşembe

O'nun NUR'uyla BİR olursunuz... "O" her AN sizinledir. Ama insanlar içine daldıkları oyunun girdabından özü kaçırırlar... Farkındalığına biraz olsun ulaşmış ruhlar ise, bu dünyanın nasıl yaratıldığını, zihnin nasıl yarattığını yavaş yavaş görmeye başlar. Ve her an gördüğü her yaratıya şükreder, bu içten doğan bir oluştur... Yaşıyorcasına görülen bir rüyadan uyanıp, işe hazırlanırken zihin düşünmeye başlar: (şu an'ın rüya olmadığı, gerçekteyken şu an'da uykuya dalmadığım ne malum?) Banyoya gider aynaya bakarsınız, gözlerinizin aynadaki yansımasını izlersiniz. Su yüzünüzü aydınlatırken, ruhunuzu arındırırsınız... Mutfağa geçer, çay için su ısıtırken, pencereden Tanrının sizin için çizdiği tabloyu seyredalarsınız; havanın en puslu - sisli halinde bile, gökyüzündeki sonsuzluğun, siluet halindeki denizle birleşimini izlersiniz. Adaların şahitliğine ortak olduğunuz için, şükredersiniz. Çayınızı usulca yudumlarken, zamanı durdurur, hazırlanıp evden çıkarken bir gün doğumunu daha yaşattığı için yürekten şükredersiniz... Hızlı adımlarla ama sakince durağa geçerken gökyüzüyle, denizin sessiz birleşimine bir kez daha göz kırpar, gökyüzündeki martıya gülümseyip, yanınızda size her sabah eşlik eden bir sokak köpeğini seversiniz. İşe gelir, bir yandan günlük, sıradan, sıkıcı işler içinde farkındalığınızı korurken, diğer yandan AN'ı yaratarak O'ndan ruha yansıyanı "İNSAN'lara eliniz yazabildiğince, ALLAH'ın, TANRI'nın izin verdiğince sözcüklere yansıtır, Varlığındaki Yokluğunuza şükredersiniz...

Son-uç'ta herkes kendi dünyasından gördüğü Tanrı inancıyla yaşar... Bazıları Matrix'e inanır, bir başkası başka bir dünyada cehennem ve cennet olduğunu tassavvur eder, bir diğeri gördüklerinin kendi zihinsel yaratımları olduğuna inanır bir başkası zihnin ötesindeki yaratımları görür, hisseder, kabullenir, evrensel birliğin bir zerresi olduğunu bilir. Varlıktaki Yoklukta yol alır, hüzünleri ve sevinçleriyle... Bazısı ise Allah yok der, bigbang var der... Kısacası herkes kendi dünyasındaki inancını yaşar... Burda önemli olan herkesin birbirini olduğu gibi kabul edebilmesidir. Çünkü hepimiz ayrı ayrı görüntüler de ve görünürdeki inançlarda salt O'nun tekliğindeki "BİR"liğin suretiyiz...


Nihal Küçükdönmez
03.03.2011 Perşembe

23 Şubat 2011 Çarşamba

AŞK ile Aşkın'lığı karıştırmamak gerekir.  İnsanın salt kendine aşkı, bir süre sonra çevresindeki her şeyi küçümsemesine hatta aşağılamasına sebep olur. Bu durumda Tanrı'dan uzaklaşır. Oysa Özden AŞK'da karşılık beklemeden duyumsanacak sev-g-i vardır. Paylaşım, emek, güven vardır... Bir çiçeği koklarsınız mmmiiss Aşk çiçektir kokusuyla, görüntüsüyle hatta dikeniyle. Bir çocuk görürsünüz başını okşarsınız, şefkat vardır, AŞK vardır! Birisini görürsünüz, içinizden içiniz gider, kalbiniz hızlanır, durmadan öpüşmek istersiniz, sevişmek, hayatı solumak... Kendinizin aynasıdır. AŞK'tır... Sırlarınızı, hüznü, mutluluğu paylaşırsınız, Dost'tur; AŞK'tır! Salt kendine Aşık olan egoizmi aşamamış bir ruhtur sadece...


Nihal'K'
15/02/2011

6 Ocak 2011 Perşembe

Zorlukları karşılamanın iki yolu vardır; ya zorlukları değiştirirsiniz, ya da zorlukları çözmek için kendinizi... Phyllis Bottome


Üçüncü yolu da; her şeyi akışına bırakır yaşamaya devam edersiniz... Bir an'da zorlukların yok olduğunu görünce de şaşkınlıktan küçük dilinizi yutar, çok konuşmaz olursunuz... Herkes sizi deli sanmaya başlar (ahanda bir zorluk daha), bu sefer anlatmaya çalışırsınız, anlaşılmadıkça, debelenir durursunuz sonra bir an'da yine aklınıza gelir; herkesin kendince bir dünyası olduğunu görür, dünyalarındaki düşüncelere saygı duyar, yolunuza devam edersiniz, herkes sizi olduğunuz gibi kabul eder (a aaaa akışında yine zorluk çözüldü mü ne?)
Kısaca hocam, bence ne zorluklar değişir ne de kişilikler. Sadece zamanın akışında, hayatın farkındalığında zorlukları özgür bırakıp, soluklanarak yaşayıp gideriz. İçine umut katılmış sınırsız bir AŞK ile...



06.01.2011 Perşembe

ihtiyaç duyulma isteği, vazgeçilmez olmak, bağımlılık egonun vazgeçilmezleri... hiç kimse senin egonu sana bağlanarak ve seni kendine bağımlı kılarak yok edemez. aksine bu durum her iki tarafında egosunu şişirmekten öteye geçmez. bu alışkanlığa dönüşür bir süre sonra ve siz şehvetin alışkanlığında sadece aşk yaşadığınızı sanırsınız... Oysa Öz'den AŞK'ta ego yoktur. aksine tüm gururunuzu, ihtirasları, şehveti, bağımlılığı, vazgeçilmez olma ve ihtiyaç duyulma isteklerini bertaraf eder, yıkar... "SEN" diye bir şey kalmaz ortada. Tümceler "BEN"i bilmez. "BİZ"le başlayan serüven, "SEN"im e ulaşır... AŞK her şeyde ve her yerdedir... Kainatın zerresinde hiç'likle yol alırken, sev-g-inin hücrelerinde "VAR"lıkla yıkanmaktır...

Nihal Küçükdönmez
05.01.2011 Çarşamba